:::
okumakta olduğunuz yazı...
Duyarlı Olmak lazım, Eleştiri, Haber, Politik, protesto, Sansur, Televizyon, Video, yazılarım

Su kaynar, kurbağa yüzer, su kaynar…

Türkiye’nin oylarının yarısını alıp iktidara gelen parti, malesef artık bir başka kulvarda oynuyor. En temel hak olan özgürlükler üzerine ciddi tehditler savuruyor. Kürt (ya da Türk) meselesinde olduğu gibi var olanı yok sayıp, kendince benimsediği “genel ahlak” şablonunu toplumun tümüne dayatıyor. Önce yavaş yavaş başladığı bu tutumun dozunu belki biraz da 12 Haziran seçimlerinden dolayı gözümüze soka soka arttırıyor.

15 Mayıs Pazar günü Türkiye çapında 10binlerin internet sansürüne ve 22 Ağustos’ta uygulanmaya başlanacak olan paketlenmiş hazır sansürlü internete karşı yürüyüşünü bir tek TV kanalının bile doğru dürüst vermemiş olmasını başka türlü açıklayabilir misiniz? Ya alan adlarında neden olduğu bile anlaşılamayan 138 günahsız kelimenin yasaklanmasını? THY’nda çalışan hosteslerin etek boylarının uzatılmasından tutun da, TV’de mozaiklenen herhangi bir şekilde “sigara” içeren sahneleri, açılış kokteyl sergi vs gibi olaylardaki alkol yasağını, kapatılan ve bir türlü açılmayan internet sitelerini, 45 santimi, öyle ya da böyle ama bir şekilde gündeme etiket olarak soktukları “hadım”ı, “idam”ı, “ucube” denilerek yıktırılan heykeli, TV’larda altyazılarda bile uygulanan sansürü başka türlü açıklayabilir misiniz?

Neyse ki gerçekler başka türlü, sevgili okur. İnternet mevzusuna dönecek olursak, İstiklal caddesinde yürüyenler, bazı yayın organlarında yeraldığı gibi 200 kişi değildi. İstiklal’in en tenha zamanında sırf alışveriş için burada yürüyenler bile bu sayıdan çok daha fazlayken, “200 kadar kişi toplanıp internet yasaklarına karşı yürüdü” demek, sadece ve en basit ifadeyle “gülünç”tür. Dilerseniz şimdi pazar günü İstiklal’de yürüyen şu meşhur “200” kişiye bir bakalım…

Burada sorun malesef, iktidar yanlısı olmayan (hala kaldıysa) basının bile otosansür uygulamasıdır. Kendileri için geçerli olan sebepleri bizleri asla bağlamaz ama sonuç bu. Durum böyle olunca, hangi nedenle olsun bir milyon kişi de kalkıp yürüse, bu TV kanallarında yer almadıkça, ses duyurmak anlamında başarıya ulaşmış sayamıyoruz kendimizi ne yazık ki…

Bir aralar facebook’ta pek revaçta olan şu “kaynayan suya atılan kurbağa” hikayesini hatırlarsınız belki. Hani “su yavaş yavaş ısıtılınca, kurbağa farkına bile varmaz ve farkına vardığında artık sudan zıplayacak mecali bile yoktur” anafikirli animasyonu. Hani hikayenin sonunda kurbağanın öldüğü animasyonu. İşte onun gerçeği. Belki sizi 12 Haziran’da ya da başka bir zaman ama umarım geç olmadan harekete geçirir.

About Taquo

I have been composing songs and singing since I was very little. But only recently I have decided not to keep them for myself but share them with the world. Eventually I released four singles in various languages (english, turkish, french and spanish).

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Yorum filan...?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

antibakteriyel

Twitterttıklattırdıklarım

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

Şunlardan Bahsederim…

Falanca bi zaman yazdıklarım

Kopyalayanın ensesindeyim!

Protected by Copyscape Originality Checker

Gelenim gidenim boldur

  • 103,230 kere tıklamışlar zira

StatCounter

wordpress hit counter kişi ziyaret etmiş Personal Blogs Blog Directory & Search engine Follow Me on Pinterest
%d blogcu bunu beğendi: