:::
okumakta olduğunuz yazı...
Film, Komik, Televizyon

Bir haftasonu kar yağdığında ne yapılır?

Öncelikle cuma gününden haftasonunda havanın nasıl olacağı kontrol edilir. Soğuk ve kar yağışlı olacağı tespit edilip, cumartesi gecesi dışarı çıkma planından vazgeçilir. Cumartesi gecesi ve pazar günü televizyonda doğru dürüst birşey olmayacağından (bkz. haftanın diğer günleri), bu sürede seyredilebilecek film sayısı ortalama süre üzerinden hesaplanır.

Pazartesi günü ilk iş sokağın manzarası çekilir. Kar çamura dönüşmeden anılara bu haliyle kazınır.

Cumartesi günü, haftasonu dışarı çıkmayı gerektirmeyecek şekilde başta su olmak üzere diğer gıda maddelerindeki eksikler, mutfak ve buzdolabı kolaçan edilmek suretiyle tespit edilir. Bu eksikler, film listesiyle birleştirilip ve tabi başına sigara da eklenip yeni bir liste oluşturulur. O sırada yoğun olarak kar yağmasından dolayı sıkıca giyinilip dışarı çıkılır. İhitiyaçlar temin edildikten sonra, mahalle DVD’cisine gidilir ve şok olunur. Tabi herkesin  böyle bir haftasonunda önceden film almayı akıl edeceği de hesaba katılması gerekir. Ne var ki çok geçtir. Eve gidip daha sonra tekrar gelmenin bir anlamı yoktur. Kadere boyun eğilir ve belki de hayatımızda ilk defa dvd’cide sıra beklenir.

Yaklaşık yarım saat sonra sıra geldiğinde arkada bekleşenler de hesaba katılarak, alelacele ve stres altında haftasonu filmleri seçilir. Sherlock Holmes, Up, Phobia 2, Anti Christ ve Julie & Julia var mı diye arkadaşa sorulur. Neyse ki hepsinin var olduğu öğrenilir ve sevinçle eve gidilir.

Cumartesi gecesi Sherlock Holmes ardından Lars von Trier’den Anti Christ seyredilir. Anti Christ filminin sınırlarımızı ne kadar zorladığı karşısında şaşırılır ve akıl sağlığı yerinde bir insan olduğumuz için yatılır kalkılır dua edilir. İlerleyen saatlerde Okan Bayülgen’in Disco Kralı açılır ve medya arkasına yetiştiğimiz için sevinç göz yaşları dökülür. Medya arkasından sonra Suat Suna’ya daha ne kadar daha tahammül edeceğimizi sınamak üzere yatmakta direnilir ve inatla saat 3’e kadar ekran karşısından kalkılmaz!

Pazar günü ise, güzel bir kahvaltının ardından ameliyat olan bir arkadaşı ziyaret için hastaneye gidilir. İyi olduğunu görüp, geçmiş olsun denip çıkılır. Ne de olsa hasta ziyareti kısa olur. Eve tekrar gelindiğinde bu sefer önce Up (Pixar’dan) ve ardından Julie & Julia seyredilir. Her iki film de bayağı bir beğenilir. Bu arada akşam olduğundan tekrar yemek yapma telaşına girilir. Zira birazdan Cnbc-e’de Merlin’e yetişmek lazımdır.

TV ile işimiz bittiğinde laptop ve ardından blog sayfamız açılır ve bu yazı yazılır… :). Tabi ki Phobia 2 de unutulmaz. Bundan sonra bilgisayar yeniden kapatılıp ekran karşısına geçilecektir. İnşallahtır, çok korkunç değildirdir. :)

About Taquo

I have been composing songs and singing since I was very little. But only recently I have decided not to keep them for myself but share them with the world. Eventually I released four singles in various languages (english, turkish, french and spanish).

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Yorum filan...?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

antibakteriyel

Twitterttıklattırdıklarım

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

Şunlardan Bahsederim…

Falanca bi zaman yazdıklarım

Kopyalayanın ensesindeyim!

Protected by Copyscape Originality Checker

Gelenim gidenim boldur

  • 103,246 kere tıklamışlar zira

StatCounter

wordpress hit counter kişi ziyaret etmiş Personal Blogs Blog Directory & Search engine Follow Me on Pinterest
%d blogcu bunu beğendi: